| |
|
|
New Page 4  A Abondone: pes etmek,sersemlemek,şaşırmak Abanmak: birine yük olarak onun sırtından geçinmeye bakmak Afi: gösteriş Afi kesmek: gösteriş yapmak Aftos: metres, oynaş Aklına tükürmek: birinin düşüncesini beğenmemek Akmak: çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak Alabandayı yemek: adamakıllı azarlamak Alarga: uzaktan, açıktan Alarga etmek: geri çekilmek, uzaklaşmak Alay geçmek: alay etmek Alengirli: gösterişli, yakışıklı,çetrefilli iş Anam babam: teklifsiz bir seslenme Anasının gözü: çok kurnaz, çok açıkgöz Anafordan: yolsuz veya emeksiz olarak Anaforcu: yolsuz veya emeksiz kazanç peşinde olan Anaforlamak: yolsuz veya emeksiz kazanç elde etmek Anahtarcı: kapı, kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hırsızlık yapan kimse Andaval: aptal, ahmak, beceriksiz Andavallı: görgüsüz, beceriksiz Anzarot: rakı Aparmak: gizlice çalmak Apiko: hazır, tetik Arakçı: hırsız Armut: fazla aptal, budala Asıntı: sırnaşan kimse Asıntı olmak: sırnaşmak Aşıramento: çalma, aşırma Aşmak: görünmeden kaçmak Aşna fişne: gizli dost Atmak: 1.bilmeden, kestirerek söylemek 2.yalan veya abartılı söz söylemek 3.söylemek Aval: saflığı sersemlik derecesine varan kimse Aval aval: aptal bir biçimde, aptal aptal Avanta: bir kimsenin emek vermeden sağladığı kazanç Avantacı: çıkarcı, beleşçi, bedavacı Avurtlu: yüksekten atan Ayarlamak: kandırmak Ayazda kalmak: boş yere beklemek Ayna: iyi bir durumda, yolunda Aynalı: parlak yüzlü, yakışıklı, güzel Aynasız: hoşa gitmeyen, kötü, yakışıksız, çirkin, ters, biçimsiz Ayran ağızlı: aptal, budala, sersem Ayvayı yemek: kötü duruma düşmek, işi bozulmak B Babaçko: güçlü ve gösterişli, iri yarı kadın Babalanmak: diklenmek, kabadayıca davranmak Bal kabağı: aptal, beyinsiz Balta olma: direnerek bir şey istemek, asılmak, musallat olmak Bamya tarlası: mezarlık Bas git: çekil, yürü git, defol Bayılmak: vermek, ödemek Bayramlık ağzını açmak: kaba konuşmak, küfretmek Beleş: karşılıksız, emeksiz, parasız elde edilen Bıçkın: kabadayı Bilezik: kelepçe Bitirim: 1.çok hoşa giden kimse, yer 2.kahve, kumarhane 3.yaman, zeki, çok beğenilen Bitirmiş: bilgili, açıkgöz Bitmek: 1.çok sevmek, bayılmak, beğenmek 2.beklenmedik bir anda ortaya çıkmak Boğuntu: bir şeyi değerinden çok yükseğe satma işi Bozuk çalmak: canı sıkılmış, yüzü asılmış olmak Bozum havası: utangaçlık, mahçupluk Bozum olmak: utanmak, utanacak duruma düşmek Bözük: yüreklilik, cesaret C Caddeyi tutmak: korkulu bir durumda başını alıp gitmek, uzaklaşmak Caka: gösteriş, çalım, kabadayılık, fiyaka Caka satmak: gösteriş yapmak Camekân: gözlük Canına ezan okumak: bir kimsenin hakkından gelmek Cart kaba kâğıt: yüksekten atana karşı söylenen söz Carta: yellenme Cartayı çekmek: ölmek Cavalacoz: değersiz, önemsiz, derme çatma Cavlamak: ölmek Cebellezi: hakkı olmayan bir şeyi cebine koyma, sahip çıkma Cebellezi etmek: cebine koymak Cızlam: kaçma, savuşma Cızlamı çekmek: kaçmak, savuşup gitmek Cicoz: hiç yok Cicozlamak: kaçamak, uzaklaşmak Cilalamak: neşesini arttırmak Cins: garip, tuhaf Ç Çaça: sokak kadını Çakal: kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık kimse Çakmak: 1.kabul edilmeyecek birşeyi kurnazlıkla kabul ettirmek 2.içki içmek Çakar almaz: işe yaramayacak durumda olan Çarık: para cüzdanı Çarkına etmek: birine büyük kötülük yapmak Çekmek: içki içmek Çıkmak: vermeye katlanmak Çıngar: kavga, gürültü Çifte dikiş: bir sınıfta iki yıl okuma Çuvallamak: başaramamak D Dalga: 1.gizli iş, dalavere 2.dalgınlık 3.geçici sevgili Dalgaya gelmek: yanılmak, dalgınlıkla unutmak Dalgaya getirmek: birinin dalgınlığından yararlanmak Dalgıç: birinden habersiz bir şeyi almak huyunda olan kimse Dam: tutuk evi Damlamak: bir yere çağrılmadan birdenbire gitmek Dava: sevgili Davul tozu: gerçekleşmesi imkansız olan durumlar için kullanulan söz Dehlemek: kovmak Delik: cezaevi Demirhindi: pinti, hasis Deve olmak: kaybolmak Dik alası: genellikle hoş karşılanmayan bir şeyin aşırılığını anlatır Dikiz: bakma, gözetleme Dikizlemek: sezdirmeden bakmak, gözetlemek Dinine yandığım: öfke, kızgınlık gibi duyguları belirtmek için kullanılır Diskur çekmek: nutuk verir gibi konuşmak Dolma: yalan, hile, dalavere Dolma yutmak: kanıp aldanmak Dubara: oyun, düzen Dubaracı: oyunla, düzenle iş gören, düzenci Duman: 1.kötü, yaman 2.esrar Duman attırmak: kötü duruma düşürmek, geride bırakma, birini yıldırma Duman etmek: dağıtmak, bozmak, yoketmek Duman olmak: işi, durumu berbat olmak Dut gibi olmak: çok sarhoş olmak, utanmak, mahçup olmak Düdük: akılsız, boş kafalı Düdük makarnası: aptal, anlayışsız Dükkan: kumarhane Dümen: dalavere, hile Dümen kullanmak: bir işi kurnazca yönetmek Dümen yapmak: dalavere, hile ile birini kandırmak, aldatmaya çalışmak Dümeni kırmak: çekip gitmek, uzaklaşmak, kaçmak Dümenci: 1.en geride olan, sonuncu, en tembel 2.dalavereci, hileci, düzenbaz Dümencilik: 1.en geride olma durumu, sonuncu olma durumu 2.dalaverecilik, hilecilik, düzenbazlık E Ekmek: 1.birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, atlatmak 2.boşuna harcamak, ziyan etmek 3.yarışta geçmek Ekmeklik: oyunda hep yenilerek kendisinden para kazanılan kimse Ekişmek: 1.utanmak, mahçup olmak 2.sırnaşmak, ısrar etmek Emmek: uzun süre yararlanmak Enayi: fazla bön, avanak Enayi dümbeleği: çok enayi Ense yapmak: hiç çalışmadan rahatça yaşamak Enselemek: yakalamak Enselenmek: yakalanmak Erteke: dikiz Esnaf: kötü yola sapmış kadın Eşek cenneti: öbür dünya Eşekten düşmüş karpuza dönmek: 1.çok sarsılmak 2.kötü bir duruma düşmek Ezmek: harcamak F Faça: 1.yüz, çehre, surat 2.giysi 3.iskambil destesinin en altındaki kağıt Façasını almak: birini mahçup etmek, bozmak Fasarya: boş anlamsız söz Fayrap (fire up): açma, çıkarma Fayrap etmek: 1.herhangi bir işi veya şeyi hızlandırmak 2.açmak, çıkarmak Fertik çekmek: kaçmak Filinta: yakışıklı, güzel Film çevirmek: eğlenmek hoş vakit geçirmek Filo: bit Fino: esrar Fit olmak: ödeşmek, razı olmak Fiyaka satmak: gösteriş yapmak Fora etmek: çekip çıkarmak Fos: çürük, boş, kof Fos çıkmak: bir işin sonunun gelmemesi Foslatmak: utandırmak Frigo: sevimsiz soğuk kimse Frikik: eteğin açılmasıyla bacağın görülmesi Frikik yakalamak: açık bacak görmek G Gaco: kadın, dost, sevgili, metres Gaga: ağız Gazlamak: kaçmak Gazla: defol, git Gazoz ağacı: bir sözün çok saçma olduğunu bildirmek için söylenen söz Gebeş: aptal, sersem Geçmişi kınalı: sövgü yerine söylenen bir söz Gerzek: gerizekalı Gevşemek: sevmek, hoşlanmak Geyik: karısının veya bir kadının ihanetine uğramış erkek Gıcık: sözleriyle, davranışlarıyla karşısındakini kızdıran, sinirlendiren, sıkan kimse Gıcık kapmak: bir davranışa veya bir kimseye sinirlenmek Gıcık etmek: sinirlendirmek, öfkelendirmek Gıcır: yeni Gır: 1.söz, lakırdı 2.yalan, uydurma Gır atmak: konuşmak, laf atmak Gır geçmek: bol bol konuşmak, çene çalmak Gırgır geçmek: alay etmek Gır kaynatmak: işlerini bırakıp yarenlik etmek Gümlemek: sınıfta kalmak H Hacamat: hafif yaralama Hacamat etmek: hafifçe yaralamak Hacamatlamak: hafifçe yaralamak Hafız: 1.aptal, ahmak, bön 2.bir şeyi anlamadan ezberleyen kimse Hafızlık: aptallık, ahmaklık Hali duman olmak: kötü duruma düşmek Hallenmek: bir şeye karşı istek duymak Hap: bir içimlik afyon Harcamak: yok olmasına, ölmesine sebep olmak Hasbi geçmek: önem vermemek, ilgi göstermemek, kısa kesmek Hasta: parasız, züğürt Haşatı çıkmak: bozulmak, işe yaramaz hale gelmek, çok yorulmak, bitkin düşmek Hava almak: umduğunu bulamamak, hiçbir şey kazanamamak Hava basmak: büyüklenmek, gururlanmak Hava gazı: boş laf, önemsiz şey Havyar kesmek: vaktini boşa geçirmek Haybe: boş, işe yaramaz, anlamsız Haybeci: işsiz güçsüz, bedavadan geçinen Haydamak: kovmak, defetmek Haza: etkisiz, kusursuz Hırbo: 1.iri yarı kimse 2.sersem, salak ve kaba saba Hırboluk: sersemlik, salaklık Hırt: sersem, budala, ahmak Hırtapoz: sersem, aptal, şaşkın Hırtlık: sersemlik, budalalık, ahmaklık Hışır: aptal, sersem Hıyar: kaba saba, görgüsüz, budala Hıyarlaşmak: kaba saba, budalaca davranışlarda bulunma Hoşur: şişman, dolgun, güzel kadın Hödük: görgüsüz, kaba, anlayışı kıt kimse I Iska: boşa çıkarma, rast getirememe Iska geçmek: 1.hedefe rast getirememe 2.üzerinde durmamak, önem vermemek Iskalamak: hedefe rast getirememe Islak karga: çok korkak, çekingen Islatmak: dayak atmak veya ağır harakette bulunmak İ İç etmek: eline geçen bir şeyi sahibine bildirmeden kendine mal etmek İçinden okumak: sessiz bir biçimde sövmek İfadesini almak: üstün gelmek, yenmek İki seksen uzanmak: bir çarpma, vurma sonucu boylu boyuna serilmek İlik gibi: çok güzel, istek uyandıran (kadın) İmam kayığı: tabut İmam suyu: rakı İmanım: kardeş, arkadaş anlamında bir sesleniş İnek: çok çalışkan öğrenci İneklemek: çok çalışmak, çok çalışarak öğrenmek, hafızalamak İnmek: vurmak İplemek: saygı göstermek, değer vermek İskandil etmek: gözetlemek, çevreyi kollamak İskele almak: sarkıntılık etmek İşini görmek: öldürmek İyi etmek: soymak, parasını ve/veya malını almak K Kafa ütülemek: çok laf edip tedirgin etmek Kafayı bulmak: sarhoş olup, neşesi keyfi yerine gelmek Kafayı çekmek: içki içmek Kafayı tütsülemek: sarhoş olmak Kafes: hapishane Kafese girmek: aldatılıp kendisinden çıkar sağlanmak Kafese koymak: aldatıp çıkar sağlamak Kakırdamak: ölmek Kalay: sövme, küfür Kalayı basmak: adamakıllı küfür etmek Kaldırmak: çalmak, aşırmak Kalıbını basmak: bir şeyi güvenle doğrulamak Kamanço etmek: yüklemek, aktarmak, elden ele geçirmek Kamış koymak: birine oyun etmek, arabozanlık etmek Kandil: çok sarhoş Kantarlı: ağır sövgü, ağır sövmek Kaparoz: yolsuzca veya zorla elde edilen mal Kaput gitmek: hiçbir sınavı verememek Karavana: atış taliminde hedefi vuramama Karga bokunu yemeden: çok erken bir saatte Kaşalot: aptal, budala Kaşar: oyunda açıkgöz, kurnaz olan kimse, işini bilen Kaşkaval: aptal, sersem Katakulli: yalan, dolan, oyun, tuzak, düzen Kayarto: ahlaksız kimse Kayışa çekmek: aldatmak, kandırmak Kaynamak: arada kaybolmak Kaynatmak: 1.belli etmeden almak, unutturmak 2.konuşmak, sohbet etmek Kaypak: sözünde durmayan, dönek Kelek: aptal, yapılmaması gereken şey Kemik atmak: susturmak Kendini fasulye gibi nimetten saymak: kendini çok önemli biri gibi görmek Kepçe kuruk: başkalarının sırtından bedavadan geçinen Keriz: kolayca kandırılabilen kişi Kesilmek: çok beğenmek, çok hoşlanmak Kesişmek: bakışarak anlaşmak Kesmek: uydurmak, yalan söylemek Keş: 1.aptal 2.alkol, uyuşturucu gibi maddeler kullanan Kıç atmak: çok istemek Kıkırdamak: 1.ölmek 2.samimiyetsiz gülmek Kırmak: kaçmak, uzaklaşmak Kışlatmak: musallat etmek Kıtıpiyos: değersiz, bayağı, kötü Kıtır: uydurma söz, yalan Kıtır atmak: yalan uydurup söylemek Kıtıra almak: alay etmek Kıtırcı: çok yalan söyleyen kimse Kıyak çakmak: çok uygun düşmek, yakışık almak Kıyakçı: gözüpek Kıytırık: değersiz, bayağı, basit Kirişi kırmak: bulunduğu yerden ayrılmak, kaçıp gitmek Kocakarı: 1.anne 2.yaşlı kadın Kodes: tutukevi, hapishane, karakol Kokoroz: çirkin kimse Kokoz: parası olmayan, züğürt Kontak: ruh sağlığı yerinde olmayan kimse Kopil: sokak çocuğu Kova: futbolda çok gol yiyen kaleci veya takım Koyduğum yerde otluyor: hiçbir ilerleme gösteremeyenler için kullanılır Kuyruğu titremek: ölmek Kül yutmak: kurnazca yapılan bir oyuna düşmek Küp: sarhoş L Lolo: gösteriş, kabadayılık Lüp: hiç emek vermeden kazanılan şey M Madara: kötü, sevimsiz Madara etmek: kötü duruma düşürmek Madara olmak: kötü duruma düşmek Madik atmak: dolap çevirmek, hile yapmak Makaraları koyvermek: kendini tutamayarak kahkayla gülmeye başlamak Mandepsi: tuzak, oyun Mandepsiye basmak: tuzağa düşmek, aldatılmak Mangiz: para Mantar: uydurma söz, yalan Mantar atmak: yalan söylemek Mantarlamak: aldatmak, yalan söylemek Mars olmak: söz söyleyemeyecek duruma düşmek Mastor: çok sarhoş Matiz olmak: sarhoşluktan sızacak duruma gelmek Matrak: eğlenceli, gülünç, hoş Maval: yalan, uydurma söz Maya: arsız, utanmaz kimse Mayası bozuk: kötü yaradılışlı, karaktersiz Mehterhane: hapishane Mektep çocuğu: acemi, toy Mıhsıçtı: cimri, eli sıkı Mortlamak: ölmek Mortoyu çekmek: ölmek Mortocu: imam Mostra olmak: kendini gülünç bir duruma sokmak Mostralık: kötü veya yersiz davranışlarıyla göze batan kimse Mum olmak: razı olmak N Nağme yapmak: bildiği bir şeyi bilmez görünmek Nalları dikmek: ölmek Nallamak: öldürmek Nanay: yok Ne çiçektir, biliriz: ne mal olduğunu biliriz O Okumak: sövmek, küfretmek Okutmak: satarak elinden çıkarmak Oltayı yutmak: aldanmak Omuzlamak: alıp götürmek, sırtlayıp kaçırmak, aşırmak Orostopolluk: kurnazca iş, dalavere, dolap Ortaya balgam atmak: bir iş kıvamında iken herkesin zihnini bulandıracak bir söz söylemek Ot: esrar Ö Ölüsü kınalı: iyi gitmeyen bir iş için sövgü yerine kullanılır Ördek: uzun yolculuklarda sürücülerin yollardan aldıkları yolcu Ötmek: 1.anlamsız, boş konuşmak 2.kusmak P Paçoz: 1.hayat kadını 2.rüküş Palas: 1.rahat, kolay 2.kolaylık gösteren, hoşa giden Pantuflacı: dolandırıcı, yankesici Papaz uçurmak: içkili eğlence düzenlemek Parlak: güzel yüzlü erkek Parlatmak: içki içmek Pas vermek: kadının, bakışı ve davranışı ile erkeğe cesaret vermesi Paspal: 1.kötü cins esrar 2.rüküş Pata çakmak: askerce selam vermek Payandaları çözmek: ayrılmak, kaçmak, uzaklaşmak Perdahlamak: 1.birini asılsız sözlerle kandırmaya çalışmak 2.sövmek, küfretmek Pestil: hasta, yorgun Peygamber öküzü: aptal, ahmak, budala Pırpırı: uçarı, hovarda Piç etmek: yapayım derken bozmak, tadını kaçırmak Pilaki: aptal, ahmak Piliç: güzel kız Pinpon: yaşlı, çökmüş Piyaz: bir çıkar sağlamak için söylenen övücü söz Piyazcı: yüze gülücü, içten olmayan davranışlarda bulunma Piyazlamak: bir çıkar sağlamak için birini aşırı övmek Plak bozulmak: can sıkmak Postu deldirmek: kurşunla vurulmak Puluç: eşcinsel R Racon: 1.yol, yöntem, usul 2.gösteriş, fiyaka Racon kesmek: 1.görünüşe göre hüküm vermek 2.gösteriş yapmak Rampa etmek: birinin içki masasına çağrılmadığı halde oturmak Röntgenci: gizlice gözetleme alışkanlığı olan Röntgenlemek: gizlice gözetlemek S Sağmak: aldatarak parasını çekmek Sağmal inek: aptal yerine konularak kendisinden sürekli çıkar sağlanan Saksı: baş, kafa Sallamak: vurmak, tokatlamak Sallamamak: önem vermemek Saloz: salak Salozlaşmak: salak durumuna düşmek Saraka: alay Sarakaya almak: alay etmek Sepet havası çalmak: işinden çıkarmak, sepetlemek Sigortası atmak: çığrından çıkmak, kötüleşmek Sinek avlamak: işi veya müşterisi olmamak, boş oturmak Sivil: çıplak Sökmek: çıkagelmek Su kaçırmak: baş ağrıtmak, can sıkmak Su koyuvermek: cıvıtmak, sözünde durmamak Sulamak: ödemek, vermek, harcamak Sulanmak: imrendiğini açığa vurmak Süt: benzin, mazot Süzme: kötü, aşağılık, salak Ş Şaban: aptal, alık, saf, şaşkın, budala Şapa oturmak: içinden çıkılması güç bir duruma düşmek Şarj etmek: bir şeyi anlamaya, kavramaya çalışmak Şaşkoloz: 1.şaşı 2.düşünmeden davranan Şavalak: aptal, alık, sersem, budala Şinanay: yok Şişlemek: kama, çakı gibi bir araçla yaralamak Şişmek: bozulmak, utanmak Şorolap: yalan T Takmak: 1.önemsemek 2.borç bırakmak 3.sınavını başaramamak Tayfa: bir adamın yanında bulunan yardakçıları Tekke: esrar içilen üstü kapalı yer Teklemek: kekelemek Temize havale etmek: kısa yoldan çözümlemek Tıkır: 1.para 2.düzgün çalışan Tıngır: para Traş: yalan, asılsız, bıktırıcı söz Tırtıklamak: aşırmak, çalmak Tiye almak: biriyle alay etmek, eğlenmek Toka etmek: vermek Topu atmak: 1.sınıfta kalmak 2.iflas etmek Torpillemek: sınıfta kalmak Toslamak: 1.para vermek 2.beklenmedik duruma düşmek Tuzlayalım da kokmasın: birine, düşüncesinde aldandığını ve aklının bir şeye ermediğini anlatmak için kullanılır Tünel geçmek: aklını yaptığı işe vermemek Tütsü: içki Tütsülemek: içki içmek, sarhoş olmak Tütsülü: sarhoş U Uçlanmak: vermek Uçurmak: gizlice alıp gitmek Uydu: bir şeye bağımlılığı olan Ü Üç buçuk atmak: çok korkmak Üşütmek: delirmek, saçmalamak Üşütük: aklını yitirmiş, saçmalayan kimse V Vamp: erkek peşinde koşan kadın Vardakosta: iri yarı ve gösterişli kadın Varta: tehlikeli durum Vartayı atlatmak: tehlikeden kurtulmak Vole: vurgun, kazanç, kâr Vole çevirmek: tuzağa düşürmek Vole vurmak: vurgun vurmak Volta: aşağı yukarı gidip gelme Volta atmak: bir aşağı, bir yukarı dolaşmak Volta vurmak: bir aşağı bir yukarı dolaşmak Voltasını almak: kaçmak, çekilmek, gitmek Voyvo: alay ederek sataşmak için söylenir Vurmak: 1.yolsuzca para almak, soymak 2.içki içmek Y Yağcı: dalkavuk Yahudi: cimri Yaş: kötü, korkulu, zor Yaylanmak: çekilip gitmek Yemlik: kumarda kandırılıp parası alınan kimse Yeşermek: çok beklemek Yeşillenmek: 1.birine karşı duyduğu cinsel isteği kendisine sezdirmek, sarkıntılık etmek 2.başkasının malında gözü olmak, elde etmeye çalışmak Yırtık: utanması çekinmesi olmayan Yolunu bulmak: yasal olmayan yollardan kazanç sağlamak Yollu: kolayca elde edilen kadın Yutmak: iyice eksiksiz olarak öğrenmek Yüklü: 1.çok sarhoş 2.varlıklı, paralı 3.tabanca ya da bıçak taşımak Yürümek: ölmek Yürütmek: habersiz almak, çalmak Z Zamazingo: dost, metres Zamkinos: 1.adı birden hatırlanamayan küçük, değersiz şeyler için kullanılır 2.dost, metres 3.kaçma Zamkinos etmek: kaçmak Zarta: yellenme Zartayı çekmek: ölmek Zemzem kuyusuna işemek: adı anılsın diye herkesi iğrendirip kızdıran kötü bir iş yapmak Zımbalamak: bıçaklamak, öldürmek Zırtapoz: zıpır, utanmaz, saygısız, hayta Zırtapozluk: haytalık Zirzop: aklına eseni yapan Zirzopluk etmek: uygunsuz, yakışıksız davranışlarda bulunmak Zokayı yutmak: aldatılıp zarara sokulmak Zom: 1.olgun kimse 2.çok sarhoş olan Zom olmak: çok sarhoş olmak Zula: kaçak ve yasak şeylerin saklandığı gizli yer Zula etmek: çalmak, aşırmak | |
|
|
|