Yarışmacılar
  
  
Üye Ol
Şifremi Unuttum


Günün Lafı
Kuşlar ayaklarıyla, insanlar dilleriyle yakalanırlar.

Thomas Fuller


Yarışma Seçenekleri
Çoktan Seçmeli
Doğru Yanlış
Boşluk Doldurma
Kategori Seçmeli
Zamana Karşı
Sayı Tahmini
Flash Oyunlar


Son Üyeler
melisab
buseb.
hülya nur
alibirgul
delmira7
ortopedi
mel
yigit
bilgi
Mhmmt


Eski İstanbulda Yangın

Bir Asır Önceki İstanbul'da Yangın

          Eski ahşap İstanbul'da yangın hakiki bir afetti.  Söndürme vasıtalarının iptidailiği yüzünden bir yangında mahallelerle semtlerin kül olduğu görülmüştür. Biz yangınlar yüzünden maddi ve manevi birçok zararlar gördük ve pek çok tarihi kıymetler kaybettik.

          Sular çoktan kararmış, yatsı ezam okunmuş. Pırıl pırıl yıldızlan parlayan, beyaz benekli lacivert atlas kumaşlar gibi tertemiz, bulutsuz bir gök. Beyazıt'ta Serasker kapısı meydanında askeri bando mutat nöbet havasını vurmuş. Arada bir, uzaklardan araba gürültüleri, at ayağı patırtıları, köpek dalaşmaları, yakınlardan beşikteki sübyanlara söylenen firaklı firaklı ninniler duyuluyor.

          O aralık derinden derine bir ‘’güm!’’ kulaklara erişir, önce farkına varılmaz; fasılalı olarak tekrarlanan güm'ler yediyi bulunca kesilir. Bu gümbürtüler, Vaniköyünün teadiye  tepesinden atılan top  sesleridir. İstanbul halkı derhal telaşa düşerdi:

—Yangın mı acaba?

Çeneler işlerdi:

—Top mop değil ayol, bitişiklerin Zümbül Bacı kömürlük kapısını kapamıya uğraşıyor!

—Hayır hanım anne,  mühürdar'ın damadı körkütük, kalkıp kalkıp yere yuvarlanıyor galiba?

—Sarhoş Nikoli bu saatte gelir mi hiç?

Saat dördü, beşi bulsun bakalım!

 — Komşu Salim Efendi odun kırdı mutlaka; yarın çamaşır yıkayacaklar muhakkak!

Aradan beş on dakika geçer. Sokağın köşesindeki tahini boyalı konağın önünden bir nara kopar;

—Aaaayt,  bekçiii!

Artık kimsede şüphe kalmazdı: Köşklü sesi, evet yangın var. Gene herkes heyecanda:

—Nerede acaba?

—Çocuklar, koşun üst katın pencerelerine; kızıllık görünüyor  mu, ateş ne tarafta?

Çoluk çocuk yukarıyı boylar, müjdeyi getirirler:

—Görünürde  kızıllık mızıllık yok!

—-Oh oh, hele şükür ama bir kere de tahta boştan kuleye bakın; fener dört mü, iki mi? Biladerin evciğezi Eyüpsultan'da, kaynanammki Kasımpaşa'da. Yanıp kül olmasın zavallılar!        

          Beyazıt, Galata yangın kulelerinde, gece gündüz etrafı kollamaya memur, bu iş de saç ağartmış, pişkinleşmiş nöbetçiler beklerdi. Şehrin hangi canibinde duman, alev görseler derhal semtini, mevkiini kestirir; gece kuleye fenerler, gündüz yuvarlak kırmızı sepetler asarlardı. Dört tanesi İstanbul içine, iki tanesi deniz aşırı yere, yani Beyoğlu, Üsküdar, Kadıköy, Boğaziçi yakasında idüğüne alametti.

          Hemen kulelerden ap al ceketli, sağ elinde sokak köpeklerinden korunmak için harbi, sol elinde geceleyin ışık versin diye muşamba fener bulunan köşklüler çil yavrusu gibi dışarı fırlarlar; polis merkezlerinin, karakolların, her ay bir beyaz mecidiye avait aldıkları büyük konakların kapısında narayı atarlar, yangının semtini bildirirler. Yolda gelip geçenler bunlara rasladı mı, ‘’uğurlar ola hemşerim!’’ diyerek haberi alır. Zinhar, ‘’ateş nerede?’’ suali sorulmaz; zira ananeye göre, küfretmekle müsavi. Köşklü, ‘’ananın bilmem nesinde!’’ cevabını yapıştırıp ağzın payını verir.

          Vakitlerden gece ise, yüzde doksan dokuzu uyanık olan mahalle bekçileri ayaklanırlar; ‘’yaanguun var, filan yerde!’’ diye, kah sıtma görmemiş gür, kah güvercin tersi yemiş gibi kısık sesle, avaz avaz, dangıl dungul bağırtıyı basarlar. Ne dediğini anlayabilirsen anla, karine ile keşfedebilirsen et...

          O zamanki itfaiye, tabur tabur ciheti askeriyeye yahut bahriyeye merbuttu. Bunların amiri Macarlı Ferik Kont Ziçini Paşa; Tersane silah endaz ve itfaiye kumandanı yaveranı hazreti şehriyariden gene ferikandan Mehmet Paşa idi.

          Ziçini Paşa asilzadeydi. Babasının Nemçe devletinde nazırlıkları, Macar kültürüne yardımından dolayı Peşte Fen Akademisi önünde heykeli bile varmış. Oğlu da Macar Parlamentosunda azalık ettikten sonra, İmparator Fransuva Jozef'in tavsiyesiyle Osmanlı hizmetine girmiş; kibar, dürüst, etliye sütlüye karışmaz; herkesçe sevilen, emektar bir zattı.

          İtfaiye efradının başına sahtiyan enselikli tasları geçirten, bellerine kancalı kayışları, baltaları bağlatan odur. Kendi de aynı kıyafette, Taksim'deki Topçu kışlasının talimhanesinde talimler yaptırır; yağlılığına, göbekliliğine, nikris illetine müptelalığına rağmen, her yangın çıkışında maiyetiyle beraber orada soluğu alırdı.

          İtfaiye grupları harekete koyulunca tulumba, hortumlar, portatif merdiven, kazma, kürek dolu arabayı çeken kadanaların peşinden nefercikler tabana kuvvet, dil bir karış dışarıda koşarlar; borazan çavuşlarının yanık yanık borusu ortalığa yayılır, ne de ciğergaha dokunurdu!

          Bütün nezaretlerin bilhassa babı zaptiyenin, gümrüğün, o devirde adedi ona varan belediye dairelerinin yangına karşı az-çok tertibatı, tulumbacıları bulunurdu. Belli başlı mahallelerin tulumba sandıkları; hepsinin ayrı ayrı ağası, reisi, takım, takım omuzdaşı, muayyen kahveleri mevcuttu.

          Mahalle omuzdaşları çarşı pazarda esnaflık, ayak satıcılığı, piyano ve eşya taşımak gibi hamallık, at ve beygir sürücülüğü, kundura boyacılığı, seyyar suculuk, şerbetçilik falan ederek alınlarının teriyle geçinirler; yangın zuhurunu duyar duymaz, hemen işi gücü bırakıp sandıklarının başına seğirtirler.

          Her tulumba sandığı atlı, eli kırbaçlı bir ağa; tabanları yağlayacak gene kamçılı bir reis idaresinde, fenerci, hortumcu, borucu, dörder dörder takımlardan mürekkepti. Takımların Muşlu, Delibaş, Kepenci,  Ortanca, Çaylak, Apiko, Hızır gibi adları olurdu.

          Reisin dediği dedik, çaldığı düdük ama, tulumba kaldırılacağı sıra, sözüne karşı koyan yok değil.

Mesela,

—Al Muşlu, omuzlayın sandığı! emrini dayamış.

Muşlulardan ikisi meydanda yok; yerine Çember Rıza ile Badi Hüsnü'yü kavança etmiş. Sırık Ömer'le Deve Cemal çemkirirler:

—İnsaf be reisciğim! Çember de, Badide Karamusal sepeti gibi, onlarla nasıl alırız biz?

Bu kabil çekişmeler hayli uzar, nihayet uyuşulup tırıs tutulur.

Aksaray, Şehzadebaşı, Beyazıt, Eminönü, Köprü, Galata gibi kalabalık yerlerde reis avucunu sandığa vurup ‘’Al Kepenci’’ diye takım değiştirtir, naracı coşarak çıngır çıngır narayı basardı:

 — Karada arslan, deryada kaptan, var mı bize yan bakan, yaman gelir yaman gider, şahin  gibi uçar Cerrahpaşa köleleri!

          Aksaray karakolunun önü, Beyazıt meydanı, Yenicami merdivenleri, Karaköy, Galatasaray dört yol ağzı tulumba seyircileriyle dopdolu. Gençliğinden beri omuzdaşlığa meraklı, bıyığı, sakalı kırlaştığı halde hala hevesi kursağında, devairde müdürlük, müdür muavinliği, başkatiplik payesine ermiş bazı zevat, kaşla göz arasında odalarından usulcacık sıvışır, civar kıraathanelerin cadde üstündeki pencerelerine kapağı atar, yazın toz toprağında, kışın çamurunda yalın ayak, başı kabak koşan tosunları vecd ile seyre koyulurlardı.

          Hatta delikanlı katipler içinde panta1onunun altından dolma dizliği, ceketinin cebinden keçe külahı eksik etmeyen; odacıya ‘’beni sorarlarsa bir kıtır at ağacığım!’’ diyerek tüyenler de vardı.

          İstanbul yakasının Cerrahpaşa, Aksaray, Kadırga,  karşı tarafın Çeşme meydanı, Boğazkesen, Firuzağa tulumbaları meşhurdu. Cerrahpaşa'nın şöhreti eski reis Onikiler'den Mektepli Raşit, Aksarayınki gene Onikiler'den Kadayıfçı Arif, Kadırganınki Atmaca İbrahim'den dolayı. Çeşme meydanlılara gelince, vaktiyle Onikiler'e elebaşılık eden Arap Abdullah'tan, Firuzağalılar'ın sandığında düdük bulunduğundan, Boğazkesenliler'in de reisi Yedi Bela Arap Reyhan'dan ötürü…

          Tatavla, Dolapdere, Papasköprüsü, Samatya, Sulumanastır, Kumkapı, Balat, Hasköy gibi Rum, Ermeni, Yahudi yatağı semtlerin tulumbacıları palikarya, ahbar, andalavizo güruhundandı.

          Yukarıda saydığım namlı takımlar! 10 - 12, hatta daha fazlayı bulur, kırk elli kişiye varır, bazen yetmişi aşardı.

          Köşklülerden yangın haberini duyan sandık ihvanları lahzada kahvelerine şitabeder, alelacele urbalarını fırlatıp sadık başına üşüşürler. Hepsi alesta...

          Hava durgun, rüzgarsız, poyraz, gün doğusu, karayel esmiyor, ateş etrafı sarmayıp çabuk söndürülmüş, itfaiye bile dönmüş. Omuzdaşların gene orayı bir kere boylamaları hem dededen kalma adet, hem fiyaka icabıydı. Faraza yangın Fındıklı'nın Molla bayırında, yahut Beşiktaş'ın Serencebey yokuşunda, İstanbul'un ta öbür ucundaki Şehremini, Mevlanekapı, Kocamustapaşa, Etyemez tulumbacıları oralara kadar tabanı yağlar.

          Gerek gidişte, gerek dönüşte mütemadiyen arkayı kolaçan, dikiz şarttı. Arkadan başka sandık geliyor mu? Şayet geliyor da yetişecek gibiyse, geridekilere sandığı kaptırmak haritada yazılı. Bu zuhurat tosunluğa, racona, fiyakaya aykırı idüğünden, kurt dingili koşusu bir kat daha hızlaştırılır, yıldırım gibi gidilir, eğer kovalıyanlar yaklaşırsa dananın kuyruğu kopar,  çıngar çıkardı.

          Öndeki ve arkadakiler sandıkları kenara bırakır bırakmaz sille, tokat, yumruklarla, icabında yerden topladıkları taşlar, tulumbanın baskı kolları, usturpalarla birbirlerine saldırırlar, kafalar, gözler yarılır, kan gövdeyi götürür, alt olanlar süklüm püklüm köşeye bucağa kirişi kırardı.

          Büyükçe bir yangın zuhurunda Merkez ve Birinci Pırkai Hümayun kumandanı paşa, zaptiye nazırı, Beyoğlu mutasarrıfı, ateş Anadolu kıyısında ise Üsküdar mutasarrıfı, itfaiye kumandanları, polis serkomiserleri mutlaka bulunurdu. Kalabalık birikip içtima vaki olacak diye etekleri tutuşan padişah Yıldız'dan bir iki sadık mabeyincisini, yaveri hususisini dahi serian yollar, işbu hazerat afet yatışıncaya kadar beklerdi.

          Mevsim yaz, ağustosun kestane karası fırtınası hükümferma, şiddetli bir keşişleme esiyor, patlıcan kızartılırken tava devrilip ateş patlak vermiş, rüzgar adeta körüklüyor. Ortalık çayır çayır yanmada. Terkosun ana musluklarından katre akmıyor, ya borularda tamirat yapıldığından, ya da semtin yüksekliği dolayısıyle kumpanya su salamıyor.

        &nbs



İstatistikler

Kayıtlı Kullanıcı : 5643

Kayıtlı Sorular :
Çoktan Seçmeli : 3519
Doğru Yanlış : 1470
Boşluk Doldurma : 79

Bekleyen Sorular :
Çoktan Seçmeli : 1
Doğru Yanlış : 0
Boşluk Doldurma : 0



Makaleler
Tarzan
Messalina
Eski Türklerde Yemin
Eski Palavracı
İngilterenin Trafiği
Tintin (Tenten)
Erkeklerin Düğmeleri
Akşamcılık
Trafik Lambaları
Eski İstanbulda Yangın

Tüm Makaleler



Anket
Sitemizde Okey - Batak - Tavla Oynamak İster misiniz?
Evet, harika olur
Hayır, gereksiz olur


Bunu Biliyor Musun?
1900'e doğru Girit ve Trakya'dan gelen Türklerle nüfuslandırılan Meğri'nin adı Belediye Meclisi'nin 1914'te aldığı bir kararla, ilk Türk Hava Şehidi Fethi Bey'in adına ithafen Fethiye olarak değiştirilmiştir.



Bilgisayar ve İnternet