Yarışmacılar
  
  
Üye Ol
Şifremi Unuttum


Günün Lafı
Cesaretin ölçüsü ölmek değil, yaşamaktır.

Alfieri


Yarışma Seçenekleri
Çoktan Seçmeli
Doğru Yanlış
Boşluk Doldurma
Kategori Seçmeli
Zamana Karşı
Sayı Tahmini
Flash Oyunlar


Son Üyeler
müci
emine
znurcell
güzellik
ARZUERD
19muro19
esrush
canısıkılan
sezanarel
elifffffffff


Akşamcılık

Zevalini Sevinçle Gördüğümüz Fena İtiyatlardan : AKŞAMCILIK

          Uzakça tarihimizde afyon tiryakiliği, yakın zamanlarda da akşamcılık, fena itiyatlarımızdandı. İçki, sıhhati yıkan bir şeyidir. Büyük üstat Ahmet Rasim’den akşamcılık üzerine bir ibretli yazı daha alıyoruz.

          Rakı ne zaman içilmelidir? Sualinin en kestirme cevabı, Müptelalarının, kanaat veya içtihatlarına göre akşam ezanının okunduğu, meyhanelerde gaz lambalarının yakıldığı zamandır, tarzında tespit ettikleri ‘’vakti kerahet’’tir. Filvaki akla en ziyade mülayim gelen de bu zamanın intihabındaki isabetin kuvvetidir.

          Bizde ‘’gece hayatı’’ denilen yaşayış, gündüz hayatına nispetle ancak bu zamanda başlar. İşler bitmiş, yorgunluklar çökmüş, eş, dost, ahbap buluşup bir iki saat vakit geçirmek bir dereceye kadar intizama riaye hissini verir.

          Vakti kerahetten itibaren ne za mana kadar içmelidir? Öyle ya… Ne zamana kadar! Evde bekleyenlere, sofrada, eski tabirlerden olduğu üzere mangal başında sahanları ısıtıp indire indire yorularak mangal başında uyuklayanlara:

Meyhaneler kapandı, sarhoşum nerde kaldı?

Şarkısını çağırıncaya kadar mı? Elbette hayır; "gıda"yı alıncaya kadar…

          Bize genç iken usul ve adabı işreti talim etmiş olan Aziz Bey merhum: "Vaktiyle gör hesabını dükkan kapanmadan" der ve:

-Ben evden içeriye, müezzin minareye!

          Sözünü de ilave ederdi. Gerçi bu söz eski zaman ayarıdır, fakat mahfaza mahfaza içine saklı, kadim olduğu kadar kıymettar Piryol saatlerin saniye şaşmaz tam ayarlarına uygundur.

Rakı denilince mezeyi tahattur etmemek elden gelmez.

          "Meze" denilince en evvel "yumruk mezesi" hatıra gelir. Eskiler: ''Sakız mastikası, istragalya meze, civan perçemi tütünle, Jop kağıdı yan kafadar, sarar mı sarar" derlerdi. Düz rakı, mastikadan yani sakızlı içkiden pek sonra meydana çıkmıştır. Diyebilirim ki düz rakının şehrimizde şüyu ve intişarı ancak kırk, kırk beş senelik bir kıdeme maliktir (şimdi seksen). Evvelce meyhane ve gazinolarda içilen hep mastika idi. Sakız'ın, Ayvalık’ın mastikaları imtiyazlı bir şöhret kazanmışlardı. Hatta Rum meyhanecilerinin ekserisi: Sakızlıyım! Diye kendilerini de satarlardı. ‘’İstragalya",  sakız leblebisi denilen mahut nohutun tuzlanıp fırınlanmışıdır. Bu maddenin meze intihabındaki ehemmiyeti için gene Aziz Bey merhum derdi ki:

— Hem ağzın kokusunu alır, hem de midenin suyunu çeker!

          Hatta dişleri bozulduğu tarihten itibaren leblebi unu kullanırdı.

Civan perçemi tütün, eski saçak tütünlerden kinayedir. Sonraları rejinin ilk kurulduğu sene çıkardığı ellilik (elli paralık) mavi paketli tütüne alem olmuştu.

          Her nevi salata, sardalya, çiroz, likorinoz, ringa, ançuez, taze balık, ciğer kebabı, tavası, yahnisi, fasulye piyazı, pilakisi, reçel, sarı ve siyah havyar, beyin, her türlü peynir, son moda muska böreği, turp, midye tavası, pilakisi, salatası, istiridye, ihtenya, pavurya, istakoz, karides, kuzu sövüşü, turşular, balık, midye, bumbar, dalak, yaprak, lahana,, patlıcan, biber, domates dolmaları, işkembe tuzlaması, patates ezmesi, her nevi köfte, hatta şiş kebabı, pirzola, baklava, kaymak, yoğurt, cacık, keten, kağıt, tahan helvaları, her nevi zeytin, zeytin yağlılar, çerkes tavuğu, kaz ciğeri ezmesi, pastırma, sucuk, yumurta ve emsali birçok madde ve yiyecek maddelerinden değildir. Karın doyurmak ayrı bir zevktir. ‘’Meze’’ kelimesi, farisindeki manası veçhile tad, çeşnidir. Tadılacak, çeşnisine bakılacak şey demektir. Bimeze: Tatsız, hoş meze: Tatlı ve çeşnili demek olduğuna göre rakı mezesi de çeşnisi, rakıya en ziyade uyan şey olmalıdır (Mecmuanın notu: Eski akşamcılar meze sofrasına "çilingir sofrası" derler ki bu "çaşnigir sofrası" ndan galattır. Saraylarda pişen yemekleri muayene için tatmak üzere çaşnigir denilen memurlara gönderilen yemek numune sofrasına benzediği için meze tepsisine bu nam verilmiş olsa gerektir).

          Eski Bektaşilerden, doksanlık, her akşam gıdası olan yüz dirhemliği tam altmış beş, yetmiş sene içmekte sebat etmiş olan Yorganı Hasan namıyla müştehir baba demiş ki:

  Ben öyle asma çubuğundan atlayıp sarhoşluk taslamayı dinlemem erenler! Senin rakı dediğin yarım okkalık olmalı, beraberince bir paket tütün, meze olarak da mevsim meyvalarından biri. Türlü türlü yağlı şeyler meze değil, adeta yemektir.

          Ben, Hasan Babaya hak veririm. Rakı pek o kadar iyisinden olmasa da mesvim meyvalarıyla iyi tesir ettiği bittecrübe sabittir. Bunlarla içildiği takdirde hem mide bozukluğu seyrek vukua gelir, hem de rakı nispeten az içilir.

Size bir şahit daha: Balıkhane Nezaretinde bulunmuş olan Muhterem Ali Beyefendi der ki:

  Bunca sene balıkhane nazırlığı ettim. Şimdi yaşım sekseni geçmiştir, hiçbir zaman balıkla mezelenmedim. Mevsim yemişleri, rakıya hem cila verir, hem de mideye dokunmaz.

Halbuki obur Baba Yaver merhum, keten helva mezesine bayılırdı. Meyhaneden içeriye zerzevatçı beygirleri gibi girerdi. İki eli salata demetleri ile yüklü bulunurdu. O bile sorulunca:

  Bu hınzırın asıl mezesi kavundur.

          Derdi. Nuri Şeyda merhum da bir portakal, bir elma veyahut başka her hangi bir meyvadan gayet az olmak şartiyle kifafı nefs ederdi.

          Meşhur Kemençeci Vasil, bilhassa bir salkım yaş üzümle işret masasına oturunca bir, bir buçuk okka içen Osman Bey namındaki ayyaşlar piri yalnız ekmek zeytin ile Ebüzziya merhum akşamları içtiği bir iki kadehi, ekseriya bir meyva ile, kavun vakti yalnız kavun ile içer, Ahmet Mithat Efendi merhum da içtiği tarihlerde bir büyük tabak fasulye piyazı yaptırırdı. Muallim Naci ise boyuna içer, her içişinde badem, ceviz içi, fıstık gibi kuru yemişten hazzederdi.

          Benim de bir kere adım çıkmış, Kambersiz düğün olmaz derler, ben yaz kış salata, mevsim meyvaları ile içerim. Bildiğim daha pek çok zevat, ekseriyetle meyva, arada sırada taze balık, taze yaprak dolmaları, türlü salatalarla mezelenirler.

          Tamburacı Osman Pehlivan, et, tatlı ve envai ense yapar der, maahaza her neviden yer. Kemani müteveffa Tatyos, ne bulursa.

          Mezeye "karagöz göstermeliği" kabilinden bakanlar da vardır. Sofrasında beş on, hatta daha ziyade meze bulundurur, fakat bir defasında yalnız birini intihabeder ve ondan yer. Bazı kimselerde meze merakı, rakı merakından azgındır. Aşure, revam, kaymak, gözleme, poğaça, yalnız taze sarımsak ile içen pisboğazları da bilirim. Ya, kavrulmus kahve çekirdeği ile içene ne dersiniz. Bunun yanında kabak çekirdeği taze ceviz içi gibi kalır!

          Elhasıl; ne kadar insan, o tabiat derler a, içkide de bu söz yerini bulmuştur.

Yazan : Ahmet Rasim



İstatistikler

Kayıtlı Kullanıcı : 1553

Kayıtlı Sorular :
Çoktan Seçmeli : 3516
Doğru Yanlış : 1470
Boşluk Doldurma : 79

Bekleyen Sorular :
Çoktan Seçmeli : 1
Doğru Yanlış : 0
Boşluk Doldurma : 0



Makaleler
Sinemanın Doğuş Günü
Kapalı Çarşının Tarihi
Dikilitaş veya Obelisk
Kullandığımız Tabirler
Eski Kadın Hamamları
Napolyonun Aşk Mektupları
Nasıl Eğlenirlermiş
Evliya Çelebi
Tintin (Tenten)
Temel Reis

Tüm Makaleler



Anket
Sitemizde Okey - Batak - Tavla Oynamak İster misiniz?
Evet, harika olur
Hayır, gereksiz olur


Bunu Biliyor Musun?
Bowling, ilk olarak bundan yaklaşık 7000 yıl önce Mısırda oynanmaya başlamıştır.



Bilgisayar ve İnternet