Aşağıdaki vesikalar,
dedelerimizin ne şekilde and içtiklerini anlatmaktadır.
Her
millette yemin mukaddes bir şey üzerine yapılır. Eski Türkler de tabi aynı
şekilde hareket etmişlerdir. Türk dilinde yemin etmek manası olarak kullanılan
and içmek sözünden de anlaşılacağı gibi yemin, bir şeyin içilişi ile olurdu. Bu
husustaki tarihi vesikaları incelersek Türklerin ne suretle ve neyi içerek
yemin ettiklerini anlarız.
Milattan
önce 40 senesinde Hun hükümdarı Ho-han-şa Çin sefirleriyle bir muahede
akdettiği vakit bir dağ tepesinde beyaz bir at kesmişler ve kanına şarap
karıştırarak dostluk akdeylemişlerdir. Eski Yunan tarihçisi Herodotos, İskit
Türklerinden bahsederken şu izahatı vermektedir: ‘’Muhade aktedecekleri zaman
büyük bir çömleğe şarap boşaltırlar ve bıçak ile kendilerini yaralıyarak
kanlarını bu şaraba akıtırlardı. Daha sonra bu kanlı şaraba silahlarıyla yani
kılıçlarını, ok uçlarını batırırlar, bundan sonra da dua ederler yahut böyle
bir zamanda söylenmesi adet olan sözleri söylerler, en sonunda da bu kanlı
şarabı içerlerdi’’.
Müdafa aleti
yapmaya yarayan demir eski Türklerce mukaddes sayıldığından bundan yapılan
kılıç üzerine yemin etmek de bütün Türklerce umumi bir surette adet olmuştur.
Kaşgarlı Mahmut, lugatının demir maddesinde şu satırları yazmaktadır: ‘’Kırgız,
Yabaku, Kıfçak ve daha başkaları bir insana karşı yemin verdikleri yahut ondan
and aldıkları zaman, demire tazim ettikleri için, kılıcı kınından çıkarırlar,
onun önüne koyarlar ve: Bu gök girsün, kızıl çıksun, yani sözümde durmazsam,
ahdimi bozarsam bu demir vücuduma girsin, kızıl olarak yani kanlı bir surette
çıksın, derlerdi. Kan ile çıkmak demek kılıç ile katledilmek, demir tarafından
intikam alınmış olmak demektir’’.
İşte bu vesika da bize Türklerde
nasıl ve ne üzerine yemin edildiğini açık bir surette anlatmaktadır. Tarih, dil
bilgisi ve edebiyat tarihi bakımından son derece mühim olan Dede Korkut kitabında yemin suretini de bulmaktayız. Bu
kitabın üçüncü hikayesinde, bir kalede hapsedilmiş olan Türk yiğidi Bamsı
Böyrük kendisinden teminat isteyen kıza karşı şu suretle yemin etmektedir:
‘’Kılıcıma toğranayın, ohuma sançılayın, yer gibi kertileyin, toprak gibi
savrulayın; sağlıyla varacak olursam, Oğuza gelüp seni helalığa almazsam…’’
Gene aynı
kaynakta daha açık bir yemin sureti vardır: ‘’Kılıcın çıkardı, yeri çaldı;
eyitti kim: Yer gibi kertileyin, toprak gibi savrulayın, kılıcıma toğranayın,
okuma sançılayın, oğlum toğmasun, torağa on güne varmasun, beğ babamın kadın
anamın yüzin görmeden bu gerdeğe girersem…’’
Türk
tarihinde tesadüf ettiğimiz vakalar arasında bir Türk Halkının yemini daha
geçmektedir. Bu yemini ve bu husustaki vakaları meşhur Bizans müverrihi
Menander kaydetmektedir. Altıncı asırda Avar Türklerinin hakanı Bayan idi.
Bayan, Avrupa’da kuvvetli bir devlet kurabilmek için Belgrad ve civarını ele
geçirmeye azmeylemişti. Onun için Bizans İmparatorunun (Doğu Roma İmparatoru)
elinde bulunan Sirmium kalesini üs yapmak için istemiş, muvafık cevap
alamamıştı. Maksadına vakıf olmak için Sava nehrinin üzerine bir köprü kurmak
lazımdı. Köprüyü muhafaza etmek için de bir donanmaya ihtiyaç vardı. Hemen
faaliyete geçti. Donanma yapıldı ve Sava nehri üzerine köprü kurulmaya
başlandı. Bayan’ın bu hareketini gören Bizans kale komutanı telaş içindeydi.
Türk hakanı ise kale komutanına kati cevabını vermiş, Avrupalılara karşı
yapmakta olduğu bu hazırlığında köprü yapan amelenin üzerine tek bir ok
atılırsa Bizanslılar tarafından harp ilan edilmiş telakki ederek onlarla savaşa
girişeceğini bildirmişti. Kale komutanı vaziyetten hükümdarını haberdar
etmişti. Cevap gelinceye kadar Türklerden teminat almak istiyordu. Bunun
üzerine Bayan maiyeti ile kalenin civarına gelmiş, iki taraf nehrin iki
sahilinde karşılaşmışlar ve Bayan şöyle bir yemin etmişti: ‘’Sava üzerinde
İstatistikler
Kayıtlı Kullanıcı : 1523
Kayıtlı Sorular : Çoktan Seçmeli : 3516 Doğru Yanlış : 1470 Boşluk Doldurma : 79
Bekleyen Sorular : Çoktan Seçmeli : 1 Doğru Yanlış : 0 Boşluk Doldurma : 0