TÜRKLERİN ELİNE GEÇEN ŞEHİRLER DİNİ,
SOSYAL VE KÜLTÜREL HAYIR MÜESSESELEİYLE SÜSLENİR VE BUNLARA GELİR TEMİNİ İÇİN
DE HANLAR, HAMAMLAR, DÜKKANLAR VE ÇARŞILAR YAPTIRILIRDI, Kİ BEDESTEN DE
BUNLARDAN BİRİDİR.
Fatih
Sultan Mehmet, camisinin inşaatım tamamladıktan sonra buna ve Ayasofya’ya gelir
temini maksadıyla birçok dükkan, çarşı, ev, han, kervansaray, hamam ve değirmen
yaptırmıştı. Zaten Türklerin eline geçen şehirler hep bu sayede, yani
yaptırılan dini, sosyal ve kültürel hayır müesseseleri ve bunları yaşatmak için
yapılan çeşitli binalarla pek kısa bir zamanda birer mamure haline gelmekte
idi.
İşte,
Fatihin sözü geçen camisi ve külliyesi için yaptırdığı binalardan, yalnız dükkan
ve çarşılar gözden geçirilecek olursa o zamanki İstanbul’u ihya eden ne kadar
geniş bir ticaret ve sanat sahasının da kurulduğu anlaşılır.
Sultan
Fatih; medreseleri civarında, Sultan Pazarı adını alan 268 dülkan ve 32 höcre
yaptırmıştır ki Saraçlar çarşısı da bunun ilerisinde, yani şimdiki Fatih
belediye binası sahasında kurulmuştu. Bu Saraçlar çarşısı 110 dükkandan
ibaretmiş. Saraçhane, yakın zamana kadar oldukça mamur bir sanat yuvası halinde
iken Fatih yangınında kısmen yandı ve kalanları sonra yıktırıldı. Saraçlar
çarşısı yanında Mimar Ayaş mescidi civarında beylik dükkanlar adıyla 35 dükkan
ve bunlardan başka şehrin muhtelif yerlerinde darphane, kirişhane, Unkapanı
çarşısı, tabakhane, silahhane, Ayasofya çarşısı, bakırcılar çarşısı, Balık
pazarı, odun pazarı, Dikilitaş çarşısı namları altında ve ayrıca müteferrik bir
çok dükkanlar yaptırılmıştır. Bunları ve yerlerini belirten Fatih vakfiyeleri,
Mahmutpaşa’da da 263 dükkan ve 118 sandığı havi Bedesten ile etrafında 849 dükkanın
yaptırıldığını göstermektedir ki, bunlarla Fatih vakfı dükkanlarının, bütün
sayısı üç bine yaklaşmaktadır.
Fatih’in
sadrazamı Mahmut Paşa, camisini yaptırdıktan sonra buna vakıf olarak hamam ve
birçok dükkanlar da yaptırmıştı. Bugün o civara bu paşanın, adı verilmektedir.
Bedesten
hakkında Fatih vakfiyesi: ‘’...Biri bezazistandır ki dekakini bezaziye tabi olunur.
Darüssaltanatı seniye de merhum Mahmut Paşa imareti kurbunda Çakırağa Mescidi mahallesinde
vakidir. 118 sandığı müştemildir. Tevabiinden olup bunlara muttasıl olan dekakin
ile beraber vakfı şeriflerindendir. Havalı bezestanda vaki dükkanlarda
bezazlar, takkeciler ve terziler sakin olur; Bitpazarı dedikleri sukda vaki
olan dekakinibezaziyeye tabidir. Mecmuu
849 bab dükkanı’’ muhtevi olduğunu yazmakta ve burada dört bekçinin
vazifelendirilip ‘’her gece bu dört sahibi himmetin bezazistan dahilinde
beytutet edip erbabı ticaretin emtia ve akmişesin hıfz ve siyanetle’’ mükellef
olduklarını tasrih etmektedir.
Bedestenin
ahşap olarak yapılmış olduğu ve bilahare yandığı hakkında iddiaların
asılsızlığı aşikardır. Zaten o devirde ahşap bina yapılması mutad olmamakla
beraber bilhassa pek kıymetli eşyanın korunması ve aynı zamanda vakıfların
geliri için yapılan bu gibi binaların daima kagir ve pek metin olduklarını birçok
emsali de göstermektedir. Bedestenin iç kapısında bir kartal resminin
bulunması, bunun Bizans zamanından kaldığı rivayetlerine sebep olmuştur. Halbuki
vakfiyedeki sarahat, konstrüksiyon ve malzeme bu binanın Türk yapısı olduğunu
gösteriyor. Kartal resimleri Selçuklular zamanında da kullanılmıştır. Bu
resimli taş emsali veçhile her hangi bir inşaat bakiyesi de olabilir. Maamafih
nüktedan seyyahımız Evliya Çelebi, Bedestenin sahaflar, takkeciler, gazazlar ve
kuyumcular kapısı namıyla dört methali bulunduğunu söyledikten sonra bu kuş
hakkında ‘’Bu kapının üzerinde kanatlarını açmış mehip bir kuş sureti vardır.
Bu sureti kapıya nakşetmekten meram, kisbü kar dedikleri, berhava olup tayeran
eder vahşi bir kuştur. Eğer bu kuşu bir nezaketle saydedebilirsen bu bezestanda
kar edebilirsin’’ tefsirini yapmaktadır.
İşte
şehrimizin namdar Kapalı Çarşı’sının, nüvesi, Fatih Sultan Mehmed’in ve Mahmut Paşa'nın
yaptırdığı dükkan, Bedesten ve hanlarıyla doğmuş ve zamanla bir hayli dükkan ve
han ilavesiyle büyümüştür. Nitekim çarşıdaki dükkanlara ve kemerlere dikkatle
bakılacak olursa, muhtelif devirlerin yapıları olduğu görülür ki zamanlamalarının
tayini için vakfiyeleri üzerinde tetkikler yapılması lazımdır.
Çarşıda
her sanat bölümü, ayrı sokaklarda toplu bir halde iken zamanla karışmış ve bazı
sanatlar da kaybolduğundan yerini diğer esnaf almıştır.
Kapalı Çarşı bugün 30.702 metre kare
sahayı işgal etmektedir. 18 kapısı bulunmaktadır. Hanlar hariç 3.000 kadar
dükkanı havidir. Fatih zamanında 1.000 den fazla dükkanı ihtiva ettiğine
nazaran şehrin artan nüfusu da düşünülünce, beş asırda artış miktarı pek çok
değildir.
Çarşıda
21 han, 5 cami, 1 mektep, 6 çeşme ve 1 şadırvan bulunmaktadır. Çarşı, 1894
yılındaki depremde yer yer yıkılmış olduğundan bir müddet kapalı kalmış, esnaf
mecburen birçok yerlere dağılmış ve bilhassa Eminönü’ne fazlaca akın olmuştur.
Bu suretle Yenicami civarındaki Arpacılar caddesi şereflenmiş, çarşının
tanınmış birçok dükkanları burada açılmış ve zamanla etrafa yayılarak bugünkü
büyük ticarethane ve mağazalar teessüs etmiştir. Kapalıçarşı, sözü geçen
depremden sonra baştan sona tamir ettirilmiş olduğu halde eski mevkiini tekrar
alamamıştır. Buna da başlıca sebep, dükkanların ufak olması ve piyasanın daha
merkezi olan Eminönü'ne intikal etmiş bulunmasıdır. Mamafih bugün, şehrimizi
ziyaret edenler ve bilhassa ecnebiler Kapalı Çarşı’yı görmek isterler. Ne çare
ki birçok kısımları harap ve pek bakımsızdır. Hele her dükkan sahibenin kendi
keyfine göre camekanlar, kepenkler yaptırması ve rengarenk boyatması yüzünden
gittikçe pek acayip bir hal almaktadır.
Yazan
: Tahsin Öz
İstatistikler
Kayıtlı Kullanıcı : 1523
Kayıtlı Sorular : Çoktan Seçmeli : 3516 Doğru Yanlış : 1470 Boşluk Doldurma : 79
Bekleyen Sorular : Çoktan Seçmeli : 1 Doğru Yanlış : 0 Boşluk Doldurma : 0